Şehr-i İstanbul

Share on Pinterest

Taze demlenmiş kahvenin kokusu, yanında da denizin.. Kahve, en sevdiğimden; Galata’dayım. Baharın ilk rüzgarları serin esiyor, boğaz manzarasında kahveyle ısınıyor içim.. Tadında biraz İstanbul, biraz Ankara, kokusunda bir özlem.. Kulağımda, uzaktan çalan bir sevdalinka.

Aşık olduğum manzara…

Bir vapurun acımasız düdüğüyle irkiliyor ve kendime geliyorum. Kim bilir kaç kişiyi korkuttu bugüne kadar! Kim bilir kaç hayal yarım kaldı, kaç çocuğun gözlerine korku düştü ve kaç kişinin aklına geldi o meçhule giden, hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce yol alan gemi… Ve sen; 7 tepeli, dillere destan Şehr-i İstanbul… Bunların hiç birini umursamadın! Her sabah, tüm heybetinle karşılarken sen yeni günü, kim bilir kaç can acıdı, kaç göz ağladı senin ara sokaklarında; tam da gece yarısında.. Kaç hayat yitip gitti sen hiç ses etmedin, yağan yağmurla temizledin arda kalanları…

Taksim’e doğru yürümeye başlıyorum, burnumda hala taze yosun kokusu.. Sevgiliden uzaktayken, unutur mu insan sevgilinin kokusunu? Ben de unutmuyorum işte, ne sevgilinin, ne de boğaz manzaralı taze yosunların kokusunu.. Ağır ağır tırmanıyorum Galata Kulesi’ne doğru, sağım solum çok katlı binalar, önüm arkam daracık sokaklar, saklanmayan hayatları sobeliyorum. Bu oyunda içimden kaça kadar saydım acaba ben? Emin değilim, belki bir ömür boyunca, ama hep içimden.. Bazıları öyle iyi saklandılar ki maskelerinin arkasına, çanak çömlek patlattım kim bilir kaç defa.. Bazılarının ise nerede saklandıklarını hiç bulamadım… Ve her seferinde baştan başladı oyun.

Her adımımda biraz daha yoruluyorum ve biraz daha büyüyor binalar, sokaklar uzuyor. Biraz daha azalıyor taze yosun kokusu ama hep hatırımda. Tam da İstiklal’e çıkmışken ve kulağıma çalınırken bir sokak şarkıcısının melodileri, gözüm kuytu kenarlara kayıyor ve burkuluyor içim; topallayarak geçiyor zavallı bir sokak köpeği, o da İstanbul’un kurbanlarından.. Hayat akarken etrafımda, ben duruyor ve köpeği izliyorum.. Bir ayağı havada, sekerek izliyor bina kıyılarını ve arkadaşının yanına gidiyor.. Bir evsiz, belki hayat arkadaşı, kader ortağı; güçlükle kıyısına kıvrılıyor adamın.. Yaşlı adam başını okşuyor köpeğin ve devam ediyor uykusuna.. Gözlerim doluyor.

Etrafıma bakıyorum o an, herkes kendi oyununun içinde birer figüran. Kimsenin umursadığı yok etrafını, verilen rolü oynuyor her bir insan..

Manzaran iyi hoş da İstanbul…
Asıl sokaklarında durmalı zaman.

Share on Pinterest

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
wpDiscuz