Kafein Detoksu Günlüğüm – İlk 2 Gün

Paylaşmak Güzeldir!

Beni tanıyanlar bilirler, çok kahve içen biriyim. Son zamanlarda ofise bi filtre kahve makinesi aldık, almaz olaydık, kahve tüketimim iyice arttı. O makineye kadar günde 2-3 kupa kahve içen ben, 5-6 kupa kahve içmeye başladım! Evet, tüm suç makinenin.

Artık durum benim için öyle bir hal aldı ki, sabah uykum açılsın diye içtiğim 1 kupa sade filtre kahve, sanki sıcak bir kupa papatya çayı içmişim gibi, uykumu getirmeye başladı. Kahve içince esnemeye başlar mı bir insan? “Açılmadı ya uykum” diyip hemen üstüne bi kupa daha içiyorum, yok, sıfır etki. Öğlene doğru bi kupa daha, yemek sonrası kahvesi, akşam arkadaşlarla buluştuk kahvesi, evde dizi izlerken içme kahvesi… Derken 5-6 kupayı gördüm. Sonradan, okuduğum birkaç makaleden anladım ki, bende kafein toleransı oluşmuş.

Merak edenler için, kafein nedir? kafein hakkında her şey başlıklı yazımda, kafeinin nasıl etki ettiğini, aşırı tüketiminde vücutta nasıl değişiklikler olduğunu ve kafein toleransının ne demek olduğunu yazmıştım. Gelelim başladığım ve an itibariyle devam ettirdiğim kafein detoksuna.

Kafein Detoksu Günlüğüm – İlk 2 Gün

15 Ocak Çarşamba sabahına uyanmamla birlikte, yukarıda anlattığım sebeplerden dolayı, kafein detoksuna başlama kararı aldım. Hedef, günde maksimum 10mg kafein – o da bi kıt çikolata falan yersem diye. 1 kupa kahvede 150mg civarında kafein olduğunu ve benim detoksa başlayana kadar günde 750-800mg kadar kafein tükettiğimi düşünürseniz, adeta bir kafein orucundayım 🙂 Sıfır kahve, sıfır siyah çay, sıfır yeşil çay. Arada bir ıhlamur ya da adaçayı içiyorum, bir de bol su.

İlk 2 Günde Neler Yaşadım?

Bu yazıyı yazarken, ikinci günün akşam saatlerini geçiriyorum.

1. Gün…

İlk gün bir hayli zor geçti. Sabah 9:30 gibi ofiste esnemeye bir başladım, 11:30’a kadar en az 20 defa esnemişimdir! Vücut alıştı tabi ilk kupa kahveyi 8:30’da, ikinciyi de 8:45’te içmeye, bünyeye kafein girmeyince mala döndü. Neyse, sonrasında öğle yemeğinden sonra inanılmaz bir ağırlık çöktü bakın kelimelerle anlatamam 😀 Meyve yedim, biraz olsun kendime geleyim diye ama bu sefer de 16:00 sonrasında yorgunluk ve dikkat eksikliği başladı, konsantre olamamaya falan başladım.

Bir şekilde gün sonu ettim, servisten inip eve gelince de bu sefer baş ağrısı başladı. Bunun sebebi basit aslında: kafein varken kan dolaşımı daha hızlı, daha akışkan ve bu yüzden oksijen ve diğer maddeler dokularınıza daha hızlı bir şekilde taşınıyorlar. Kafein alımını kestiğinizde ise kan akışınız daha yavaş bir hale geliyor, bu da dokularınıza eskisi kadar hızlı gitmeyen oksijen ve besin demek.

En son dizi izlerken koltukta yığılıp kalmışım 🙂

2. gün…

Bu sabah ilk güne göre daha rahat geçti. Aşırı bir esneme seansım olmadı, uykumu da almıştım biraz bunun da etkisi olabilir. Bi ara ofisin mutfağına dalgınlıkla çay almaya gitmiştim ki, hatırlayıp almadan geri döndüm 🙂 Yine de saat 11:30 sularında yorgunluk ve konsantrasyon eksikliği hissetmeye başladım. İlk günkü kadar yoğun olmasa da, hissedilir yoğunluktaydı ve “kısa çalışma – kısa mola” döngüsüyle saati 13:00 edip öğle yemeğine çıktım.

Öğleden sonra, ilk güne göre bir hayli rahat geçti. Öğle yemeğinden sonra yine ağırlık çöktü, çıkışa doğru yine yorgunluk ve konsantrasyon eksikliği oldu ancak ilk günkü kadar yoğun değildi.

Bu yazı yazılırken saat 21:00’ı geçti ve baş ağrısı yok. Bugün bol su içtim, onun da etkisi var elbette, ama vücut da kafeinsizliğe alışıyor gibi 🙂

İlerleyen günlerde yeni bir yazı yazacağım!


Paylaşmak Güzeldir!
  Abone Ol  
Bildir