Okudum: Fahrenheit 451 | Ray Bradbury

Paylaşmak Güzeldir!

Bir süre önce başladığım ve bitirmesi biraz vakit alan bir kitap oldu Fahrenheit 451. Bunda, farklı projelere ve farklı ilgi alanlarıma kafa yormuş ve zaman harcamış olmamın etkisi büyük. Okuduğum ilk distopik bilim kurgu romanı olan Cesur Yeni Dünya‘nın ardından araya farklı türden ufak bir kitap sıkıştırmış ve ondan sonra da Fahrenheit 451’e başlamıştım. Bitti, gelsin bir yazı :)

Fahrenheit 451 Hakkında

Ray Bradbury tarafından yazılan ve ilk baskısı 1951 yılında yapılan Fahrenheit 451, faşizan, baskıcı ve otoriter bir toplum geleceğini konu alıyor. Bu distopik toplumda kitaplar yasak, insanlar devlet kontrolündeki basın organlarıyla algı operasyonunun merkezindeler ve beyinler sürekli yıkanıyor. Kitapların mutsuzluk, belirsizlik ve kaos getirdiği zihinlere işlenmiş, sorgulamak ise rastgele bir aktivite olmaktan bile uzak. Günümüzde yangınları söndüren itfaiyecilerin aksine Fahrenheit 451’de itfaiyeciler, kitapları ve kitap barındırılan evleri yakıyorlar – çünkü kitaplar huzursuzluk getirir, insanları sorgulamaya sevk eder, kitaplarda yazanların hepsi birer zırvadır ve zararlıdır!

Bu itfaiyecilerden biri olan Guy Montag, hayatında bir kez bile yaptığı işi ya da yaşadığı hayatı sorgulamamış, sıradan bir insandır. Ancak Guy, bir gün Clarisse adında bir kızla tanışacak ve o gün Guy’ın hayatına, işine, çevresine karşı bakış açısı değişecektir. Birkaç kitaba göz atmaya karar veren ve bu senaryoyu değiştirmeye karar veren Guy Montag, artık otorite ve otoritenin istediği toplum için bir tehdit haline gelmiştir.

Kitabın Adı Neden Fahrenheit 451?

Konuda da bahsettim, bu kitabın senaryosunda kitap okumak ve kitap barındırmak yasak. İtfaiyeciler, kitap bulunan evleri ve içlerindeki kitapları kerosen (gaz yağı olarak da bilinir) kullanarak yakıyorlar. 451 Fahrenheit ise, kağıdın tutuşma sıcaklığıdır ve yaklaşık 232.8 santigrat dereceye denk gelir. Kitap da adını, kağıdın yanma sıcaklığı olan 451 Fahrenheit’tan alıyor.

Kişisel Yorumum

Fahrenheit 451 benim için kolay bir kitap olmadı açıkçası. Bunun birkaç sebebi olabilir: Türkçe çevirisi sebebiyle kitabın anlatımında biraz his kaybı olduğunu düşünüyorum. Bir de konusu itibariyle öyle büyük bir distopya sunmuyor, bir Cesur Yeni Dünya değil. Özellikle başlarda biraz sıkıldım, hatta ortalara geldiğimde “Bu kitap beni yoruyor” dediğimi hatırlıyorum. Ama sonlara doğru hem anlatım hem de kurgu açıldı diyebilirim. Sabredip sonlara doğru yaklaştığınızda, kitap sizi daha çok içine çekmeye başlıyor.

Okumanızı tavsiye ederim :)


Paylaşmak Güzeldir!